OKTOBERFEST 2010 Münih…

 

Almanya’nın Bavyera eyaletinin Münih kentinde düzenlenen Oktoberfest (Ekim festivali) nedeniyle bugün içimden bira ile ilgili bir şeyler yazmak geldi.

Festival her yıl Eylül ayının son günleri ve Ekim ayının ilk günlerine kadar devam eden, iki hafta süren bir festivaldir. Her yıl yaklaşık 6 milyon kişinin katıldığı bu festival Münih şehrindeki en ünlü olaydır.

Festival, geleneksel olarak, Ekim ayının ilk Pazar gününü de içine alacak şekilde 16 gün sürer.

Bu kutlamalar için özel olarak bir Oktoberfest birası mayalanır ki bu bira hem tat hem de alkol bakımından biraz koyu renkli ve serttir. Bu bira Maß denen bir litrelik özel bardaklarda sunulur ve ilk mass Bavyera Başkanına ikram edilir. Sadece Münih’li bira üreticilerinin bu özel birayı sunmalarına izin verilir ve bu sunum adı Bierzelt olan binlerce kişinin sığabileceği devasa çadırlarda yapılır.

Festivale katılan Münih’liler, Bavaria’nın geleneksel kostümleriyle partide yerlerini alırlar…

Erkekler;

 Ve tabii güzel bayanlar;

İşte buna içilir :)

Nasıl da güzel gözüküyor-lar biralar!!! :)

Biraz fazla kaçırdım galiba! :)

 

Bir de, festivalin geleneksel yiyeceklerinden olan Bratwurst ve Sauerkraut Alman Mutfağı’nın da vazgeçilmezlerindendir…

Ve bir diğeri Schweinshaxe;

Ayrıca dünyanın diğer ülkelerinde de Oktoberfest kutlamaları adı altında çeşitli kutlamalar da yapılmaktadır.

Şangay;

 

Antalya;

 

Cakarta;

 

Bavaria biraları ile ilgili bilgileri de yakında sizlerle paylaşacağım…

Share
Posted in Biracının Sayfası | Tagged , , , , , | 10 Comments

Tatil zamanı…

 

Sevgili Tasty Corner Dostları,

Türkiye’den gelecek misafirlerimizle birlikte bir süre çevre gezisi yapacağımızdan kısa bir süre blogum kapalı olacak. Dönüşte tatil fotoları, seyahat notları ve değişik tariflerle yeniden sizlerle buluşabilmeyi ümidediyorum.

İyi bayramlar,

Yüzünüzden gülücükler, ağzınızdan tatlar eksik olmasın :)

Share
Posted in Genel | 6 Comments

Fransız Soğan Çorbası (French Onion Soup)

 

 

   Fransızların meşhur soğan çorbasını yapmaya karar verdiğimde kolay olacağını düşünmüştüm! Aslında kolay bir çorba ancak sabır gerektiren bir çorba. Soğanları kısık ateşte her 15 dakikada bir karıştırarak karamelize etmelisiniz bunun dışında başka bir püf noktası yok. Benim soğanları kısık ateşte karamelize etmem yaklaşık yarım saat sürdü ama itiraf etmeliyim ara sıra sıkılıp ocağın ateşini arttırdım ama siz de uygularsanız amman dikkat soğanlarınızı yakmayın.

Türk sitelerinde başka yemek bloglarında biraz araştırma yaptım tarifler nasıl yapılmış diye ancak; üzerine kaşar peyniri rendeleyenlere, domates veya biber sosu gezdirenlere ve kıtır ekmek parçaları ekleyenlere rastladım. Bu çorbanın görsel şekli, çorbanın üzerinde dilim baget ekmeği üzerinde orijinali İsviçre peyniri olan Gruyére Gruyère.jpg nin fırında eritilmesiyle servis edilmiş halidir ancak bu peynirin alternatifleri olarak Türkiye’de ulaşılabilirliğinin kolay olması nedeniyle taze kaşar kullanılabilir.

Bu çorbanın ortaya çıkışı Romalılar zamanında fakir insanların ucuz soğan ile bu şekilde karınlarını doyurabilmeleri nedeniyle olmuş. Daha sonra 18. yy Fransasında bugünkü modern yapılış halini almaya başlamış. Bu kısa bilgilerden sonra çorbamızın yapılışına geçebiliriz artık.

Malzemeler (6 kişilik)

  • 50gr tereyağ (ilk defa yapıyor olmam nedeniyle ben de tereyağ kullandım bu sefer ama sağlıklı olması nedeniyle tercihim her zaman zeytinyağı)
  • 750 gr soğan
  • 2 diş sarımsak
  • 40 gr un
  • 2 lt et veya tavuk suyu
  • 1 defne yaprağı
  • Yarım çay k. kekik
  • Her servise 1 dilim denk gelecek kadar baget ekmek dilimleri
  • 100 gr rendelenmiş Gruyére veya taze kaşar veya mazorella peyniri
  • 250 ml (1 kap) beyaz şarap (isteğe bağlı)

Yapılışı

  1. İlk olarak yağımızı tenceremizde eritiyoruz ve küçük küçük doğradığımız soğanlarımızı ilave ediyoruz.
  2. Soğanları 15 dk.da bir karıştırarak kısık ateşte karamelize olup renkleri koyu kahverengiye dönünceye dek(burada süre vermiyorum çünkü karışıklığa sebep olabilir) pişiriyoruz.

3.Ezdiğimiz sarımsaklarımızı ve unumuzu ilave ederek ve karıştırarak 2 dk. bu şekilde pişiriyoruz ve ardından, et veya tavuk suyumuzu (ben marketten aldığım kemikleri kaynatarak et suyu elde ettim) ekleyerek kaynayıncaya kadar karıştırmaya devam ediyoruz (beyaz şarap kullanıyorsanız burada ilave etmelisiniz)

4. Defne yaprağı, kekik ve arzunuza göre tuzu ilave edip, tencerenin ağzını kapatarak bu şekilde 25 dk. daha pişiriyoruz

5. Fırında, üzerine peynir rendesi koyduğumuz ekmek dilimlerimizi peynir eriyinceye kadar bekletiyoruz

6.Ekmelerin üzerindeki peynirler eridikten sonra çorbamızı servis tabaklarına aktarıp her çorbanın üzerine de peynirli ekmeklerimizden bırakıyoruz.

Share
Posted in Fransız Mutfağı | Tagged | 2 Comments

Ramazan Pidesi

 

Sokak simidinin ardından hemen bir hamur işi daha koymak istemezdim ancak ramazanın bitmesine az kalmış olması nedeniyle biran evvel bu tarifi de sizlere sunmak istedim.

Hep klişe olmuş nerede o eski ramazanlar deyişi vardır ya hakikaten ramazanın benim için de çok özel yanları vardı çocukluk yıllarımda.Birincisi, şuan hayatta olmayan bir çok aile büyüğü ile birlikte ramazan hazırlıklarına tanıklık etmiş olmak; günler öncesinden hazırlanan sahurluklar, iftar için masaya getirilmesi planlanan yiyecekler vs.

İkincisi ise ramazan pidesidir.Sizleri bilmem ama benim çocukluğumun geçtiği mahallemizde bir mahalle fırınımız vardı ve her akşam o fırından sıcak pide almak için uzun kuyruklara girerdik. Tabii bu uzun kuyruklarda çocuk olunur da rahat durulur mu? İlk olarak mahallenin güzel komşu kızlarına sıra tutardık”sen git ben senin sıran gelince çağırırım seni” ve tabii uyanık komşularımızın “evladım ayakta duramıyorum sen yerime bakıver” talepleri ile pidemizi en son alıp anneanne-babaannemizin ”nerede kaldın oğlum top atılacak şimdi” azarına maruz kalırdık ama ne zevkli zamanlardı onlar…

Evet fazla nostaljiyle sizleri sıkmadan 8 yaşındayken mahalle fırınımızdan aldığım ramazan pidesinin tarifine geçeyim.Ramazan pidesinin en önemli özelliği aşağıda resimlerini de göreceğiniz gibi ele yapışır kıvamda bir hamur hazırlanıyor olması ve tabanına kepek unu seriliyor olması. Bunun dışında benim bildiğim kadarıyla çok fazla bir özelliği yok.

Malzemeler

  • 400 gr un
  • 200 ml ılık su (2 kap)
  • 1 çk kuru toz maya
  • 1 çk tuz (miktarı size bağlı)
  • 1 tk şeker (şeker koymamaızın sebebi mayanın ılık suyla çabuk reaksiyon vermesini sağlamak)

Üzeri için;

  • 1 yk kadar çörek otu
  • 1 yumurta

Yapılışı

  1. Unumuzun ortasını açıp şekerimizi döküyoruz,ardından tuz ve mayayı da havuzun etrafına serpiştirip ılık suyu ilave ediyoruz.Hamur cıvık olacağından ve elinize oldukça yapışacağından bir spatula veya kaşıkla karıştırmanızı tavsiye ederim.
  2. Hamurumuzu yaklaşık 1 saat mayalandırdıktan sonra üzerine kepek serptiğimiz tavamıza hamurumuzu döşüyoruz. Bu işlemi de yine spatula yardımıyla yada iki elinizi una bulayarak yapmanızı tavsiye ederim.

 

3.Hamur mayalandıktan sonra üzerine bıçak ucuyla enine ve boyuna çizikler atıyoruz ve çırptığımız yumurtamızı hamurumuzun üzerine bir fırça yardımıyla sürüp, çörek otlarını da serpip önceden 220 dereceye kadar ısıtılmış fırınımıza veriyoruz ve 15 dk sonra pidemiz hazır.

 

4. 15 dakika sonra;

 

Share
Posted in Türk Mutfağı | Tagged , | 2 Comments

Karabiber ve Sarımsaklı Karides

Asya’da yaşıyor olmanın en güzel taraflarından biri de deniz mahsulleri konusundaki çeşitlilik,ucuzluk ve tazelik. Ben de bu avantajı yaşayarak, buzdolabını açtığımda biran göz göze geldiğimiz karidesleri en basit ve en kısa sürede nasıl hazırlayabileceğimi düşündüm ve daha önce Çin’de bazı restorantlarda yemiş olduğum bu basit tarif geldi aklıma. Ben sadece tarif harici taze fesleğenleri ekledim. Tarifi 2 kişilik olarak düşündüm ve malzemelerini de ona göre tahmini ayarladım. Karideslerle ilgili bir hatırlatmada bulunmak isterim; karidesleri kabuklu olarak aldıysanız kabuklarını çıkarttıktan sonra sırt bölgesini bıçak yardımıyla hafif çizerek içindeki pislikleri temizlemeyi unutmayın aksi taktirde yerken hoş olmayan bir görüntüyle karşı karşıya kalırsınız.

Malzemeler

  • 350 gr karides
  • 3 diş sarımsak
  • 1 çk karabiber
  • 1 çk tuz
  • 2 yk zeytinyağ
  • 1 yk doğranmış fesleğen yaprakları

Yapılışı

  1. Dövülmüş sarımsakları, karabiber ve tuzu karıştırarak karidesleri de içine katıyoruz ve bu şekilde 30 dk. dinlendiriyoruz
  2. Kızdırdığımız  yağda (yağ iyice kızmalı aksi taktirde karidesler yağ çeker) harlı ateşte karidesleri renkleri pembeleşinceye kadar pişiriyoruz.
  3. İşte bu kadar bitti… AFİYET OLSUN! 

 

 

Share
Posted in Çin Mutfağı | Tagged , , | 2 Comments

Çıtı çıtı simiiittçiiiee

 

 Evet başlıktan da anlayacağınız gibi bu sefer ki tarifim sokak simidi. Bloğa ne koyacağıma karar vermek oldukça zor oluyor ama özellikle Türkiye’den uzakta olanların özlemle aradığı tatların başında gelmektedir sokak simidi. Uzun zamandır o bildiğimiz sokakta satılan  sokak simidini nasıl yapabilirim diye ayrıntılı araştırmalar yaptım, internet üzerindeki diğer tarifleri de araştırdım. Kimisi zeytinyağ kullanmış, kimisi mahlep kullanmamış zira ne zeytinyağı içeren sokak simidi yedim bugüne kadar ne de mahlepsiz…

Simit yapımındaki püf noktalardan biri, susamın nasıl kullanılacağı ile ilgili…

Simit yapımına başlamadan önce susamları kavurmalısınız. Susamları marketten aldığınız gibi beyaz rengiyle simitlere serpip renklerinin fırında kahverengiye dönmesini beklerseniz maalesef beyaz renkli simitleriniz olur. Bu nedenle öncelikle susamları orta ateşte devamlı karıştırarak kavurup, susamlar kahverengiye döndükleri anda hemen başka bir kaba almalısınız aksi taktirde tavanın kendi ısısıyla susamlar yanacaktır.

Bir diğer konu da susamların simitlerin üzerinde nasıl tutunacağı; simit fırınları ucuz maliyeti nedeniyle şekeri yakarak suyla karıştırırlar ancak yanmış şekerin kanserojen etkisi nedeniyle bu yöntem pek sağlıklı değildir. Bizim uygulayacağımız yöntem pekmez-su karışımı, bal-su karışımı veya yurt dışında yaşayanlar için mapple syrup-su karışımı olabilir. Ben bal-su karışımını kullanacağım.Bu karışımda da önemil olan şeker tadının baskın olmaması, bu nedenle karışımı yaparken ara sıra tadına bakarak şeker tadının baskın olmamasına dikkat edin.Artık tarifime geçebiliriz. Benim tarifimle orta boy 6 adet simit yapılabiliyor.

Malzemeler

  • 250 gr un yaklaşık 1 buyuk su bardağı ve 1 çay bardağına denk geliyor
  • 100 gr önceden kavrulmuş susam
  • 1 tk tuz
  • 1tk şeker
  • 1 çk kuru maya
  • 1 tk mahlep
  • Yarım yk bal
  • Su

Yapılışı

1-Unu bir kaba boşaltıp, ortasına şekeri koyuyoruz daha sonra etrafına tuz, mahlep ve kuru mayayı da serpiştiriyoruz ve yarım bardak su ile karışımımızı yoğurmaya başlıyoruz. Yoğurma işlemi sırasında hamurunuzun durumuna göre azar azar un veya su ilavesi yapabilirsiniz. Cıvık olduysa un ilavesi, katı olduysa su ilavesi gibi… Bu işlemin sonunda çok yumuşak olmayan biraz sertçe bir hamur elde etmelisiniz 

  

   

2-Hamurumuzu 5-10 dakika dinlendirdikten sonra küçük parçalar kopartarak elimizin arasında hamuru ip gibi uzatıp iki ucunu birbirine yapıştırıyoruz ve yuvarlak hamurumuzu bal-su karışımımıza iki tarafı da ıslanacak şekilde batırıyoruz

3-Islanan hamurumuzu bu sefer de susama buluyoruz. İki tarafına da iyice yapışması için elimizle biraz bastırıyoruz.

4- Hamur halindeki simitlerimizi susama da buladıktan sonra yaklaşık 30 dk. kurumalarını ve aynı zamanda mayalanmalarını beklemek üzere dinlendiriyoruz.

5- Simitlerinizi önceden 180 dereceye getirilmiş fırında isteğinize göre 20-25 dk. pişirebilirsiniz. Yumuşak veya çıtır tercihinize göre simitlerinizi pişerken kontrol edip süreyi kendi arzunuza göre de belirleyebilirsiniz.

Bu pişme süresi sonunda ortaya çıkan sonuç şudur :)

Afiyet Olsun :)

Share
Posted in Türk Mutfağı | Tagged | 4 Comments

ALİ NAZİK KEBABI

  

4 kişilik bir servis için malzemelerimiz

  • 4 adet patlıcan
  • 4 diş sarımsak
  • 4 yemek kaşığı yoğurt (süzme yoğurt kullanılması önerilir ancak Endonezya şartlarında normal yoğurtla idare edeceğim)
  • İsteğe göre tuz
  • İsteğe göre karabiber
  • 1 adet soğan
  • 2 adet domates
  • 4 adet sivri biber
  • 50 gr tereyağ (ancak ben daha sağlıklı olması nedeniyle 1 yemek kaşığı sızma zeytinyağ kullanıyorum)
  • 600 gr. kuzu kıyması

Sosu için;

  • 50 gr. tereyağ
  • 1 çay kaşığı kırmızı pul biber
  • 1çay kaşığı tatlı toz biber

Süslemek için

  • 1 adet cherry domates
  • 2 adet taze yeşil soğan
  • 1 dal maydanoz 

Yapılışı                                                                                                                                                                                        

  1. İlk olarak patlıcanları közlüyoruz.Közleme tekniği için iki farklı yöntem uygulayabiliriz;

 

  • Üzerlerine çatal batırarak küçük delikler açtığımız (hem iyice pişmesi için hem de acı suyunu bırakması için) patlıcanları  fırın tepsisine koyarak fırında közleyebiliriz,
  • Yine küçük delikler açtığımız patlıcanları, alüminyum folyoya sararak (aslında çok sağlıklı olmadığına inansam da her zaman yapılan bir pişirme tekniği olmadığı için ben bunu tercih ediyorum) ocak üzerinde ateşte de közleyebilirsiniz.

İki közleme tekniği arasındaki farka gelince; fırında közlediğiniz zaman patlıcanların içi kararıyor ancak folyoya sardığınız patlıcanların içi kar gibi beyaz kalıyor (tabii güzel patlıcan aldıysanız :)   ) bu da yemeğin görünümüne yansıyor.

Közleme işlemimiz bittikten sonra patlıcanların kavrulmuş kabuklarını soyarak önce patlıcanları bıçakla küçük parçalara ayırıp daha sonra derin bir kasede çatalla eziyoruz.

2.Sarımsakların kabuklarını soyup, ezerek bir kasede bekleyen yoğurtla karıştırıyoruz. Bu sarımsak yoğurt karışımına, ezdiğimiz patlıcanları ve tuz ile kara biberi de ekleyip hepsini püre haline getiriyoruz.

3.Kesme tahtamızda sivri  biber (Endonezya’da tatlı sivri biber bulmak mümkün olmadığından ve mevcut acı biberleri de yemek cesaret gerektirdiğinden :) , ben acı yeşil biberi yemeğin üzerine serpiştireceğim), kabuklarını soyduğumuz soğan ve domatesleri küçük küçük doğruyoruz.

4.Tavada, tereyağı (veya zeytinyağı) eritip/kızdırıp soğanları ekleyip pembeleşinceye kadar soteliyoruz.

5.Hemen ardından kıymamızı da tavaya ekleyip soğanla birlikte karıştırarak 10 dakika kadar pişiriyoruz.

6.Kıymanın kavrulmasıyla birlikte küçük küçük doğradığımız domates ve yeşil sivri biberleri de ekleyip yaklaşık 10 dakika kadar daha pişirmeye devam ediyoruz.

7.Sos için de başka bir tava da yağı eritip kırmızı pul biber ve tatlı toz biberi ilave ediyoruz. Burada zamanlama çok önemli ! Yağ biraz kızıp biberler kırmızı rengini yağa bıraktığı anda ocaktan almalıyız aksi taktirde biberler hemen yanacak ve yağla birlikte renkleri siyaha  dönecektir.

8.Servis tabağına önce patlıcanlı püremizden koyup, üzerine kıymalı harcımızı ekleyip, en üstüne de ikiye böldüğümüz cherry domatesimiz (veya normal domates) ve taze maydanozumuzla süsümüzü de yaptıktan sonra kırmızı biberli sosumuzu da bir kaşık yardımıyla az miktarda gezdirerek yemeğimizi servise hazır hale getirmiş bulunuyoruz.

 

 

 

Share
Posted in Türk Mutfağı | Tagged , , , , | 2 Comments

Pek Yakında…

Siz, lezzet düşkünleriyle yakında bu sayfada buluşmak dileğiyle…

Share
Posted in Genel | Tagged | Leave a comment